Big Band Dönemi

3 Kasım 2017 Genel Makale/Röportaj


Amerikan müzik tarihini etkilediği gibi kendinden sonra gelen grupları ve müzik türlerini etkileyen bir dönemden bahsedeceğiz bu hafta.

Ses, melodi, aranjman ve enstrümanlar anlamında bir kırılma noktası yaratan Big Band Era, I. Dünya Savaşı sonrası Büyük Buhran’ın ardından Amerikan toplumu için hem kültürel hem psikolojik bir kırılma noktası yarattı.

Big Band Dönemi 1920’lerden 50’lere kadar süren uzun ve kimi zaman duraklama yaşayan bir dönemdi. 1930 ve 40’larda en popüler zamanlarını yaşayan kültür, 10 veya daha fazla müzisyenin bir araya gelerek oluşturduğu ve saksafon, trompet, trombon gibi enstrümanları gibi enstrümanları bir arada çalmaları biçiminde oluşuyordu. Kimi zaman bu enstrümanlara nefesli çalgılar da eşlik ediyordu.

Fletcher Henderson’s Orchestra

Big Band Dönemi’nin oluşmasının kökleri 1898 Amerikan-İspanya Savaşı’nın sonuna kadar uzanıyor aslında. Savaşın ardından Afro-Amerikalı askerler müzik yapmak istiyorlardı ve askeri korolardan satın aldıkları enstrümanlar aracılığıyla kendi çaplarında müzik yapıyorlardı. Farklı ve doğaçlama yapılan bu müziklerle yeni sesler ve ritimler oluşmaya başladı. Bu dönemin başlangıcından çok önce ABD’de popüler olan ragtime türü, Big Band Dönemi’ne ilham olan, beslendiği bir tarz oldu. Ragtime, Avrupa’da ortaya çıkan bir türdü ve zamanla Afrika melodileri ile Avrupa tarzını bir araya getirdi. Ragtime müzisyenleri, blues notalarını ve armonilerini kullanıp Avrupa tarzını zamanla bertaraf ettiler ve Big Band Dönemi’nin yaratılmasında etkili oldular. Big Band caz grupları doğaçlamayı temel aldı. Müziyenlerin bir kısmı melodiyi çalarken, diğer bir kısım ise solo söylüyordu. 1920’lerden sonra bu müzik yapısı doğaçlamadan yavaşla uzaklaştı, düzensiz melodi ve notalar düzenlendi, aranje edilerek pek çok kez prova edildi. Bu şekilde bu çalış ve söyleyiş tarzı düzenli bir müzik genre’ına evrildi. Bu değişimle her grupta bir aranjör yer almaya başladı ve müzisyenler tam olarak bir ‘grup’ olarak çalışmaya başladı.

Savaş döneminin hemen ardından 1930’larda Amerika büyük bir ekononik krizle boğuşuyor, kültürel ve psikolojik olarak zor bir dönem geçiriyordu. Ekonominin bozulması insanların eğlence kültürünü de etkiledi ve insanlar eğlenmek için radyolara yöneldi. Radyodan müzik dinlemek ve radyodan müzik yayıncılığı yaygınlaştı. Homer Copehart’ın 1933’te icat ettiği Simplex kayıt mekanizması ise Juke Box’ların oluşmasına zemin hazırladı. Juke Box’lar müziğin bir ortamda herkes tarafından dinlenmesine olanak verdi. Juke box’lar her yerde bulunabiliyordu ve dönemin yeni yeni oluşmaya başlayan caz ve swing gruplarının müzikleri de yavaş yavaş bu araçlar sayesinde dinlenmeye başlandı ve Big Band’ler zamanla popülerliğini artırdı.

Fletcher Henderson Orkestrası – 1931

Big Band müzik kültürünü ilk keşfeden Fletcher Henderson oldu. Henderson’un grubu ilk başta bir dans grubu olmasına rağmen yavaş caz ve swing melodilerine yöneldi. Kendisi grubun aranjörlüğünü yürütürken, Trompette Louis Armstrong vardı. Henderson’dan başka Duke Ellington, Glen Gray, Tommy Dorsey, Glenn Miller, Artie Shaw, Woody Herman ve Benny Goodman gibi isimlerin kurduğu gruplar oluşmaya başladı.

Big Band’ler,  ABD toplumuna o dönem iyileştirici, optimist ve pozitif bir etki bıraktı. I. Dünya Savaşı sonrası, Büyük Buhran ve II. Dünya Savaşı’na kadar süren dönem boyunca popülerliğini sürdürdü. Swing ve caz toplumun farklı tabakaları tarafından benimsendi, dinlendi. Big Band’ler dönemin sıkıntılı günlerinden insanları uzaklaştırıyor, insanlara romantik, duygusal bir kaçış sunuyordu.

Benny Goodman  Etkisi

B. Goodman

Bu kültürün yayılmasında ve yaratılmasında ünlü stüdyo ve pit band şefi Benny Goodman’ın etkisi yadsınamaz. Goodman, o dönem Ben Pollack’in orkestrasındaydı. John Hommond’un teklifiyle Goodman bir swing grubu kurmaya girişti. O yıl pek başarılı olamadı ama 1935’te grubunu daimi halde getirebildi. Aynı yıl “Let’s Dance” adında bir radyo programına başladı. Mükemmelliyetçi olması ona çok şey kazandırdı. Grubundaki müzisyenleri günlerce ve saatlerce doğru müzik tekniği için prova ettiriyordu. Aynı zamanda onlara solo çalma imkanı da tanıyordu. Bu nedenle grup sadece swing yapmadı. Gruba zamanla Horace Henderson, Edgar Sampson, Jimmy Mundy ve Spud Murphy de katıldı. Özellikle Henderson ve Goodman arasında çok kaliteli bir sinerji oluştu. Grubun bir diğer avantajı Gene Krupa’nın davulcu olarak gruba katılması oldu. Krupa’nın davul performansı ‘şov yapmaktan’ uzak, bütünleyici bir tarzdaydı.

Let’s Dance’in Sonu

Ne var ki, grup üyelerinin uğraşlarına ve çalışkanlıklarına rağmen, grup ticari bir başarı elde edemedi. 1935 yılında Hotel Roosevelt’te verdikleri bir konser tek kelime ile başarısızlıkla sonuçlandı. Konser performansları gürültülü ve çok hızlı olarak algılandı. Bu nedenle Let’s Dance radyo yayınları sponsorunu kaybetti ve grup bir anlamda ekonomik olarak zor bir döneme girdi. John Hammond, grubu düzenleyip Batı eyaletlere bir turne düzenledi. Bazı bölgelerden red cevabı aldı, hatta bazı konserleri bomboştu. Goodman grubu dağıtmak ve müzikten vazgeçmek istese de son bir kez şansını denemeye karar verdi. Goodman, 1935’te Los Angeles’da bir konser ayarladı. Konserde hiç olmadıkları kadara rahat ve plansızdılar ama Batı dinleyicisi bu tavra ve bu tarza bayıldı. Dinleyiciler konserde oldukça eğlendi, dans etti ve swing git gide daha anlaşılır bir forma büründü. Goodman’ın başarısı swing’i halkın anlayabileceği bir yapıya dönüştürmek oldu. Los Angeles’taki bu konser sonrası medya swing’e daha fazla ilgi göstermeye başladı ve swing dalgası bir alev topu gibi Amerika başta olmak üzere diğer toplumlara da hızla yayıldı.

Metronome All Stars

Benny Goodman müziğe ve grup çalışmalarına ara vermeden 1937’de bir grup daha yarattı. 1938 yılında Carnegie Hall’da verdikleri konser, bu tür salonlarda verilen ilk konser oldu. Goodman’ın başarılı bu çıkışları ülkede swing’in iyice tanınmasına olanak tanıdı.

Savaş yaklaştığında ABD genelinde ünlü olmuş 50 grup; kendi bölgelerinde oldukça sevilen yüzlerce yerel grup vardı. Savaş sürecinde swing’in popülaritesi ülkeyi aştı ve savaş döneminde ülkeye iyi bir motivasyon kaynağı oldu. Savaş sonrasında ise oluşan ekonomik faktörler Big Band Dönemi’nin popülaritesini biraz azalltı. 1946 yılının ilk 6 ayında 6 büyük grup dağıldı ama swing tarzı tam kaybolmadı, sadece bir duraklama dönemi yaşamaya başladı. 1940’ların sonu, 50’lerin başında ise swing bir tarz olarak eski popülaritesini yakalayamadı. Yeni oluşan ses, melodi ve tarzların arka planında var olmaya devam eden swing kendinden sonra gelen müzik türlerine rehber oldu.


, , ,

Paylaş