Detroit’ten Dünyaya: Motown

26 Haziran 2017 Makale/Röportaj


Bu yazımızda müziğin efsane isimlerine, seslerini duyurma imkanı tanımış, bu isimleri desteklemiş ve yeni bir müzik türünün oluşumuna zemin hazırlamış bir oluşum olan Motown’dan bahsedeceğiz.

Müzik tarihinde belli başlı kırılma noktaları vardır ve bu kırılma noktaları sayesinde bu kültür gelişir ve yaratıcı bir devinim içinde var olur.  Müzik tarihinin kırılma noktalarına bakmak bir bakıma bugünü yorumlayabilmek anlamına da geliyor.

Belki bir çoğumuz Motown’u bir müzik türü olarak tanıyoruz veya Marvin Gaye ve Stevie Wonder gibi isimlerin hikayelerinde duymuş olabiliriz. Ama aslında Motown bunların çok ötesinde bir oluşum ve bugüne uzanan bir kültür, hatta kült haline geldi demek yanlış olmaz.

Motown, müzik tarihinde pek çok ilkleri içinde barındıran bir şirket. Motown, 60’ların başında Motor City olarak bilinen Detroit’in kısaltılmış bir biçimidır aslında. İsmini buradan alır.

Motown’un kurucusu, Diana Ross’un eşi Berry Gordon’dı. Gordon ilk dönemler hem müzik prodüktörlüğü hem de söz yazarlığı yapıyordu. Gordon, Ford’daki işinden ayrılıp prodüktörlerden ve müzisyenlerden oluşan bir ekip kurdu ve 1959 yılında Michigan, Detroit’te, Motown’u hayata geçirdi. Motown’un kurulduğu ilk yıllar ABD’de etnik ve ırksal ayrımcılığın en fazla yaşandığı dönemdi. Ne var ki o dönem beyaz Amerikalılar, siyahilerin o dönem çalmaya başladıkları ‘rhythm and blues’a bayılıyorlardı. Berry’nin bunu fark etmesi uzun sürmedi ve hiçbir konuda ayrım yapmadan farklı müzik türlerini ve isimlerini bir araya getiren işlere imza atmak amacıyla yenilikçi bir müzik prodüksüyon şirketi kurdu. Motown, R&B’nin ilk oluştuğu yılların ardından gelişen soul müziğin haritasını çizen önemli bir plak şirketi oldu. Stevie Wonder’dan, Marvin Gaye’ye, Michael Jackson’dan, The Supremes ve Lionel Richie’ye kadar geniş bir yelpazede sanatçıları bünyesinde topladı. Şirketle aynı adı taşıyan bir ‘genre’ da bu sürede ortaya çıktı. Bu müzik türünün öne çıkan özelliği bateri ve davul seslerinin ön planda olmasıdır.  Bu şirket aynı zamanda müzik tarihinde siyahi bir gencin kurduğu ilk plak şirketidir.

 

Gordon’ın şirketini kurar kurmaz yaptığı ilk iş, oturduğu evin garajını küçük bir stüdyoya çevirmek oldu. Şirketin ilk başarısı Barrett Strong’un “Money” adlı parçasından geldi. Gordon’ın sözlerini yazdığı şarkı Billboard’un 1960 R&B listesinde 2 numaraya yükseldi. Bir sene sonra The Miracles’ın Smokey Robinson’la seslendirdiği “Shop Around” parçası, 60’lı yıllarda çok popüler oldu ve Motown’dan çıkan  “Hi… We’re The Miracles” albümü 1 milyon satışla 60’ların müzik dünyasında büyük ses getirdi.

Motown’un bünyesine 60’lı yılların başında katılan The Marvelettes kadın vokal grubu, Bilboard’un pop listesinde 2 numarada yer aldı.

1965 yılında Motown Avrupa’ya da yayıldı. Diana Ross & The Supremes, Smokey Robinson, The Miracles ve Stevie Wonder İngiltere’de turneye çıktı ve bu turne sonrası İngiltere’de de Motown şarkıcıları duyulur oldu.

1968 yılında Bilboard’un en iyiler listesinde şirketten 5 kayıt yer alıyordu ve şirketin başarısı ve namı artık tüm dünyada konuşulmaya başlanmıştı.

Motown, 1960’ların sonuna doğru, kurulduğu ilk şehir olan Detroit’ten ayrıldı ve 1972 yılında yeni yeri Los Angeles’a yerleşti. Bu değişim Motown’u müzik ve sinema dünyasının kalbinin attığı Hollywood’a yaklaştırdı. Bu değişimle beraber şirket, bünyesine yeni isimler ve projeler ekledi. Şirket burada işini büyüttü ve film yapımcılığına başladı: Billie Holiday’ın hayatının anlatıldığı 1972 yılı yapımı “Lady Sings the Blues” başta olmak üzere “Mahogany” (1975), “Scott Joplin” (1977), “Thank God It’s Friday” (1978) ve “The Last Dragon” (1985) gibi filmlerin prodüktörlüğü de Motown tarafından gerçekleşti.

1970 ve 1980’li yıllarda Los Angeles’ta şirketin bünyesine yeni isimler eklendi: Lionel Richie, the Commodores, Rick James, Teena Marie ve Dazz Band bunlardan birkaçıydı.

90’lı yıllara geldiğimizde şirket ekonomik sıkıntılar yaşadı ve yönetiminde karşılaştığı sorunlar da şirketin başarılı gidişatını etkiledi. 1998 yılında Universal Music Group tarafından satın alınan Motown Records’ın bünyesine aynı yıl Brian McKnight, Erykah Badu, 702 gibi isimler ve gruplar dahil oldu. Ayrıca Stevie Wonder dışında, şirketin kurulduğu ilk yıllardan beri şirketle çalışan bazı isimler Motown’dan ayrıldı. Diana Ross, Smokey Robinson ve the Temptations bu isimlerden bazılarıydı. Stevie Wonder ise bugün hala şirketle çalışan en eski isimdir.

Müzik Türü Olarak Motown:

Motown aynı zamanda pop, soul, funk ve R&B tarzlarının sound’larını ve ritimlerini içinde bulunduran ‘hybrid’ bir müzik türüdür. Davul, saksafon, zil gibi enstrümanlarla 4/4 vuruşların baskın olduğu tür için ritmik ve enerjik diyebiliriz. Örneğin; bu türde oldukça başarılı sound’lara imza atmış James Jamerson’ın parçalarında funk’ı andıran tarz, Motown hakkında bir izlenim verebilir. Bu müziğin temasında ise aşk, aşk acısı, romantizm ve özlem gibi kavramlar öne çıkar. Örneğin; Stevie Wonder’ın sevilen parçası, “I Was Made to Love Her,” ve The Temptations’dan, “Ain’t Too Proud to Beg”i bu türün örneklerinden sayabiliriz.

Motown, hem bir tür hem de önemli bir müzik prodüksiyon şirketi olarak müzik tarihinde önemli bir yere sahiptir ve bugün adını efsaneler içinde saydığımız pek çok ismin müzik yolu buradan geçmiştir. Oldukça uzun, iniş çıkışlarla dolu Motown tarihi, kendi tarihini yansıtmakla beraber müzik tarihini ve dönemin sosyal, politik konularını yansıtması açısından da önemli bir kültürdür.

Motown Records’ın üne kavuşturduğu sanatçıları ve onların  en sevdiğimiz şarkılarını derlediğimiz bir de liste hazırladık. Keyifli dinlemeler!

 


, , , , , , , , , , ,

Paylaş